Online Journal über die Syrisch-Orthodoxe Kirche, Syrische Studien und Aramäer / www.suryoyo-online.org
Dienstag, 4. Oktober 2011
Süryaniler o ifadelere isyan etti
Mardin’deki 14 Süryani derneği ortak açıklama yaptı
02.10.2011 14:24
Mardin’deki 14 Süryani derneği yaptığı ortak açıklamada, Süryanilerin tarihin hiçbir döneminde devlete karşı kalkışma bağlamında olumsuz bir yaklaşım ve akım içinde olmadığını bildirdi.
Aralarında Mardin Süryani Metropolitliği, Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği ile Midyat Süryani Kiliseleri Vakfı’nın da bulunduğu 14 dernek tarafından yapılan ortak yazılı açıklamada, Süryanilerin, antik Mezopotamya organik kültürün devamı Hristiyan bir halk olduğu ve tarihte, Doğu-Batı kültürünü beslemiş, Doğu kültürünün ana dinamiği olarak insani düşüncenin gelişmesine önemli katkılar sunduğu belirtildi.
Açıklamada, ilköğretim 10’uncu sınıf tarih dersi kitabında, Süryanilere yönelik olumsuz ifadeler yer aldığı savunularak, şöyle denildi: "(Süryanilerin) Tarihin hiçbir döneminde devlete karşı kalkışma bağlamında olumsuz bir yaklaşımları ve akımları olmamıştır. Aksine, her zaman ve her koşulda dürüst ve samimi davranmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan farklı kültürlerin evrensel kardeşlik değerleri çerçevesinde yaşamaları için öncelikle bu farklılıkların birbirlerini doğru tanıması gerektiğine inanmaktayız.
Bizler özellikle son yıllarda Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci ile hız kazanan demokratikleşme adımlarını oldukça olumlu görüyor ve destekliyoruz. Yalnız yasaların değişimi bir başlangıç ama yeterli değildir."
Söz konusu ders kitabındaki ifadelerin ideolojik yorumlardan ziyade objektif bilgilere dayanılması gerektiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bizim isteğimiz bu ders kitabının bir an önce müfredattan çıkartılmasıdır. Eğer ders kitaplarında Süryaniler tanıtılacaksa, biz bunu çok olumlu buluyoruz. Bu Süryani halkının dili, edebiyatı, kültürü üzerinden olmalı ve bu konuda Süryanilere de danışılmalıdır. Ülke olarak hassas bir dönemeçten geçiyoruz. Her zamandan daha çok olumlu yaklaşımlara ve odaklanmalara ihtiyaç duymaktayız. Sağduyulu ve sorumlu davranmanın bir gereği olarak, olumsuz koşullanmalara meydan vermemek için toplumsal algılamaya olumlu katkı bağlamında bu duyarlılığımızı kamuoyuna duyurmak istiyoruz."
haber.gazetevatan.com
Avrupa Bakanı Egemen Bağış, Metropolit Yusuf Çetin'in resepsiyonuna katıldı
03.10.2011 / 00:17:14
Avrupa Bakanı Egemen Bağış, İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in Metropolit oluşunun 25. yıldönümü nedeniyle Hilton Otel'de verdiği resepsiyona katıldı.
Bağış, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi gelecekte de renkli yapısıyla güçleneceğine vurgu yaptı. Yusuf Çetin'in kendisine "gayrimüslim" kelimesi ile ilgili serzenişte bulunduğunu hatırlatan Bağış, "Bu kelimenin Aramicede 'inanmayan' anlamına geldiğini öğrendikten sonra resmi yazışmalarda artık 'Farklı inanç grupları' ibaresini kullanıyoruz." dedi.
Süryani Ortodoks Metropolitliği'nin, İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani lideri ve Patrik Vekili Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in Metropolit oluşunun 25. yıldönümü Hilton Otel'de verilen resepsiyonla kutlandı. Resepsiyona; Avrupa Bakanı Egemen Bağış, Başbakan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile Fener Rum Patriği Bartholomeos ve çok sayıda ruhani lider katıldı.
Burada konuşma yapan Bakan Bağış, resepsiyona katılanları işaret ederek, "Türkiye'nin bütün zenginlikleri bu salonda bulunuyor. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türkiye bu renkli yapası ile daha da güçlenecektir." dedi. Yusuf Çetin'in metropolitliğinin 25. yılını kutlanan Bağış, "Ben bu tür etkinliklere her katıldığımda yeni bir şey öğreniyorum. Yusuf Çetin bana 'gayrimüslim' kelimesinin Aramicede 'inanmayan' anlamına geldiğini hatırlattı ve bu kelimenin kullanılmasından rahatsız olduklarını iletti. İlgili Bakanlıklarla gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra, resmi yazışmalarda 'farklı inanç grupları' ibaresini kullanmaya başladık." dedi.
Bağış'ın bu sözleri resepsiyona katılanlardan büyük alkış aldı.
Metropolit Yusuf Çetin ise, teşekkür konuşması yaptı. Konuşmasını Aramice, Türkçe ve İngilizce yapan Yusuf Çetin resepsiyona katılanlara teşekkür etti. Yusuf Çetin kendisine yöneltilen, ders kitaplarında Süryanilerin isyancı gösterildiğine yönelik iddialara da, "Biz tarihte hiçbir zaman isyan etmiş bir toplum değiliz. Ders kitaplarının bir an önce düzeltilmesini ve bu hatanın ortadan kaldırılmasını istiyoruz." dedi.
Fener Rum Patriği Bartholomeos ise, Yusuf Çetin'e 25. metropolitlik yıldönümü nedeniyle Hıristiyanlık'ta yer alan bir ikonu hediye etti.
haberaktuel.com
Avrupa Bakanı Egemen Bağış, İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri ve Patrik Vekili Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in Metropolit oluşunun 25. yıldönümü nedeniyle Hilton Otel'de verdiği resepsiyona katıldı.
Bağış, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi gelecekte de renkli yapısıyla güçleneceğine vurgu yaptı. Yusuf Çetin'in kendisine "gayrimüslim" kelimesi ile ilgili serzenişte bulunduğunu hatırlatan Bağış, "Bu kelimenin Aramicede 'inanmayan' anlamına geldiğini öğrendikten sonra resmi yazışmalarda artık 'Farklı inanç grupları' ibaresini kullanıyoruz." dedi.
Süryani Ortodoks Metropolitliği'nin, İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani lideri ve Patrik Vekili Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in Metropolit oluşunun 25. yıldönümü Hilton Otel'de verilen resepsiyonla kutlandı. Resepsiyona; Avrupa Bakanı Egemen Bağış, Başbakan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile Fener Rum Patriği Bartholomeos ve çok sayıda ruhani lider katıldı.
Burada konuşma yapan Bakan Bağış, resepsiyona katılanları işaret ederek, "Türkiye'nin bütün zenginlikleri bu salonda bulunuyor. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türkiye bu renkli yapası ile daha da güçlenecektir." dedi. Yusuf Çetin'in metropolitliğinin 25. yılını kutlanan Bağış, "Ben bu tür etkinliklere her katıldığımda yeni bir şey öğreniyorum. Yusuf Çetin bana 'gayrimüslim' kelimesinin Aramicede 'inanmayan' anlamına geldiğini hatırlattı ve bu kelimenin kullanılmasından rahatsız olduklarını iletti. İlgili Bakanlıklarla gerekli görüşmeleri yaptıktan sonra, resmi yazışmalarda 'farklı inanç grupları' ibaresini kullanmaya başladık." dedi.
Bağış'ın bu sözleri resepsiyona katılanlardan büyük alkış aldı.
Metropolit Yusuf Çetin ise, teşekkür konuşması yaptı. Konuşmasını Aramice, Türkçe ve İngilizce yapan Yusuf Çetin resepsiyona katılanlara teşekkür etti. Yusuf Çetin kendisine yöneltilen, ders kitaplarında Süryanilerin isyancı gösterildiğine yönelik iddialara da, "Biz tarihte hiçbir zaman isyan etmiş bir toplum değiliz. Ders kitaplarının bir an önce düzeltilmesini ve bu hatanın ortadan kaldırılmasını istiyoruz." dedi.
Fener Rum Patriği Bartholomeos ise, Yusuf Çetin'e 25. metropolitlik yıldönümü nedeniyle Hıristiyanlık'ta yer alan bir ikonu hediye etti.
haberaktuel.com
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 10. sınıflar için hazırladığı tarih kitabı Süryaniler'in tepkisine neden oldu
Süryaniler tarih kitabına tepki gösterdi!
02 Ekim 2011 Pazar, 15:52:29
Süryaniler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 10. sınıflar için hazırladığı tarih kitabında "Süryaniler'in batılı devletler ile işbirliği yapan hainler" olarak gösterildiği iddiasıyla tepki gösterirken, kitaptaki ifadelerin çıkarılmasını talep etti.
MİDYAT (AHT)
Mardin merkezde bulunan Süryani Metropolitliği'nin (Deyrul-Zafaran Manastırı) aralarında bulunduğu 14 Süryani sivil toplum kuruluşu ortak bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Süryaniler'in, antik Mezopotamya organik kültürün devamı Hristiyan bir halk olduğu ve hiçbir zaman devlete başkaldırmadığı vurgulandı.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye'nin sınırları içinde Süryaniler, yerleşik farklı bir inanç ve kültür gerçeğidir. Tarihin hiçbir döneminde devlete karşı kalkışma bağlamında olumsuz bir yaklaşımları ve akımları olmamıştır. Aksine, her zaman ve her koşulda dürüst ve samimi davranmışlardır. Ortaöğretim 10'uncu sınıfların tarih dersi kitabında öğrencilerin açıkça Süryanilere karşı kışkırtılmasıdır. Öğrencilerin bilinçaltına planlı bir şekilde bilerek ve isteyerek Süryanilerin aslında potansiyel tehlike olduğu işlenmektedir. Kitaptaki ifadeler nefret suçu kapsamına girmektedir. Bir ders kitabı ideolojik yorumlardan ziyade objektif bilgi vermelidir. Ayrıca insanlara farklı kimliklerle dostça yaşamayı, kardeşliği ve sevgiyi aşılamalıdır. Bu ders kitabının bir an önce eğitim müfredattan çıkartılmasını istiyoruz."
Ders kitabındaki ifadeler ise şöyle:
"1. Dünya Savaşı sürecinde özellikle Rusların ve Avrupalı devletlerin kışkırtmasıyla Süryaniler ayaklandılar. Fakat bu ayaklanmalarda başarılı olamayınca Süryanilerin büyük kısmı Osmanlı topraklarından ayrıldılar. İngiltere petrol kaynaklarına giden yollarda üstünlük sağlamak amacıyla 1924 yılında Süryani azınlığı ayaklandırdı. Olaylar kısa sürede büyüdü. Hakkari valisini esir alan isyancıların ağustos ayında çıkardığı ayaklanma ekim başında bastırılabildi. Bu ayaklanmadan sonra Nasturi denen azınlığın tamamı Türkiye'den ayrıldı.
Lozan Antlaşması'na göre Süryaniler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayıldılar. Bu nedenle kanun önünde eşitlik ilkesinden yararlanma hakkını elde ettiler. Süryani göçü ekonomik nedenlerle son yıllarda artmıştır. Özellikle yurt dışına göç eden Süryaniler Batı'nın ekonomik refahı içinde yaşamak için o devletlerin siyasi ve dini çıkarlarına alet olmaktadırlar. 1915'te sözde Süryani soykırımı yapıldığını söylemektedirler. Süryaniler 1. Dünya Savaşı'nda Rusları destekleyerek taraf olmuşlardır. Süryanilerle mücadele savaş şartları içinde gerçekleşmiştir. Dolayısıyla soykırım söz konusu değildir."
Süryanilerden tarih ders kitabına tepki
13:08 | 04 Ekim 2011
Mehmet Halis İŞ/MİDYAT (Mardin), (DHA)
MARDİN’in Midyat İlçesi’ndeki Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10’uncu sınıflar içinde hazırlanan tarih kitabında, Süryanilerin batılı devletlerle işbirliği yapan hainler olarak gösterilmesini tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10’uncu sınıflar için hazırlanan kitapta Süryanilerin batılı devletlerle işbirliği yapan hainler olarak gösterilmesine Süryanilerin tepkisi sürüyor. Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş, basın açıklaması yaparak, tepkilerini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun Osmanlı’dan alınan kültür mirası ve Osmanlı devletini vücuda getiren farklı, etnik ve dini bileşenlerin inkarı ve imhası üzerine kurulduğunu iddia eden Aktaş, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana eğitim müfredatının bütün bir toplumu yanlış bir tarihi bilinç ve kendinden olamayan ırk ve inançlara karşı düşmanca bir paradigma işlediğini öne sürdü. Aktaş, şöyle dedi:
"Bu ülkenin en kadim ve sadık halkı olan Süryaniler olarak, devletin bu hataların farkına vararak bu hatalardan geri dönme ve bu konuda gereken reform hareketleri için bir çalışma içinde olması umudunu taşırken, ortaöğretim 10’ncu sınıfların tarih kitaplarına Süryaniler ile ilgili konan zırvalık, saçmalık, safsata ve iftira bizleri dehşete düşürmüştür. Söz konusu tarih kitabında Türk standartlarına uygun tescilli, yeni günah keçisi seçilen ve bu iftiralardan münezzeh olan mazlum ve mağdur biz Süryani halkı için asılsız ifadeler yer almaktadır"
Aktaş, 1987 yılına kadar din kültürü ve ahlak bilgisi dersi adı altında Süryanileri adeta zorla Müslümanlaştırıldığını ileri sürdü. Aktaş, "Kitaplarınızda, medyanızda ve kapalı kapılar ardında Ermeni düşmanlığınız neticesinde en son barış güvercini Hrant Dink’i şehit ettiniz. Şimdi de Türkiye’de bir avuç kalan Süryanileri mi hedef tahtasına koymak istiyorsunuz. Süryanilere saldırıları meşru kılacak zeminimi oluşturmaya çalışıyorsunuz? Bu ne biçim devlet mantığıdır? Sevgili güzel ülkem 1915’te Osmanlı’da Hıristiyan nüfus yüzde 30 iken sen faşizan, ırkçı ve tekçi uygulamalarınız yüzde 1’e düşürdün. Ülke nüfusunun yarısı kadarı da diasporaya göçe zorladın. Bu karneden utanmıyor musun? Bu yetmiyormuş gibi karnene yeni bir cürüm mü eklemek istiyorsun?" dedi.
Aktaş, Süryanilerin Ruslarla hiçbir teması olmadığını, Birinci Dünya Savaşında da düşmanla savaşıp şehit düştüğünü hatırlattı. Sözde bilim adamlarının bu iddiaları ispatlamasını isteyen Aktaş, "Geçmişte Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde Türk öğrencilere yapılan benzer uygulamalara tepki veren ve ilgili uluslararası kuruluşlara başvuran hakperest ve adil ülkem, yakındığın bir durumu bize reva görmek insanlığa sığar mı?" diye konuştu.
Aktaş, halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiklerinden bu yalan ve yanlış bilgileri okul kitaplarına yerleştiren sorumlular hakkında Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesini beklediklerini kaydetti. Aktaş, "Biz Süryaniler olarak gerek Kürtler gerek Araplar gerek Rumlar, Ermeniler ve Aleviler gerekse toplumun diğer bileşenleri ile ilgili ders kitaplarında yer alan tüm negatif bilgiler ders kitaplarından çıkarılıp ilgili ders kitapları toplatılana kadar, başta Süryaniler olmak üzere Türkiye’deki tüm duyarlı çevreleri çocuklarını okula göndermemeye davet ediyoruz" dedi.
Milliyet.com.tr /
Mehmet Halis İŞ/MİDYAT (Mardin), (DHA)
MARDİN’in Midyat İlçesi’ndeki Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10’uncu sınıflar içinde hazırlanan tarih kitabında, Süryanilerin batılı devletlerle işbirliği yapan hainler olarak gösterilmesini tepki gösterdi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 10’uncu sınıflar için hazırlanan kitapta Süryanilerin batılı devletlerle işbirliği yapan hainler olarak gösterilmesine Süryanilerin tepkisi sürüyor. Midyat Süryani Kültür Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş, basın açıklaması yaparak, tepkilerini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun Osmanlı’dan alınan kültür mirası ve Osmanlı devletini vücuda getiren farklı, etnik ve dini bileşenlerin inkarı ve imhası üzerine kurulduğunu iddia eden Aktaş, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana eğitim müfredatının bütün bir toplumu yanlış bir tarihi bilinç ve kendinden olamayan ırk ve inançlara karşı düşmanca bir paradigma işlediğini öne sürdü. Aktaş, şöyle dedi:
"Bu ülkenin en kadim ve sadık halkı olan Süryaniler olarak, devletin bu hataların farkına vararak bu hatalardan geri dönme ve bu konuda gereken reform hareketleri için bir çalışma içinde olması umudunu taşırken, ortaöğretim 10’ncu sınıfların tarih kitaplarına Süryaniler ile ilgili konan zırvalık, saçmalık, safsata ve iftira bizleri dehşete düşürmüştür. Söz konusu tarih kitabında Türk standartlarına uygun tescilli, yeni günah keçisi seçilen ve bu iftiralardan münezzeh olan mazlum ve mağdur biz Süryani halkı için asılsız ifadeler yer almaktadır"
Aktaş, 1987 yılına kadar din kültürü ve ahlak bilgisi dersi adı altında Süryanileri adeta zorla Müslümanlaştırıldığını ileri sürdü. Aktaş, "Kitaplarınızda, medyanızda ve kapalı kapılar ardında Ermeni düşmanlığınız neticesinde en son barış güvercini Hrant Dink’i şehit ettiniz. Şimdi de Türkiye’de bir avuç kalan Süryanileri mi hedef tahtasına koymak istiyorsunuz. Süryanilere saldırıları meşru kılacak zeminimi oluşturmaya çalışıyorsunuz? Bu ne biçim devlet mantığıdır? Sevgili güzel ülkem 1915’te Osmanlı’da Hıristiyan nüfus yüzde 30 iken sen faşizan, ırkçı ve tekçi uygulamalarınız yüzde 1’e düşürdün. Ülke nüfusunun yarısı kadarı da diasporaya göçe zorladın. Bu karneden utanmıyor musun? Bu yetmiyormuş gibi karnene yeni bir cürüm mü eklemek istiyorsun?" dedi.
Aktaş, Süryanilerin Ruslarla hiçbir teması olmadığını, Birinci Dünya Savaşında da düşmanla savaşıp şehit düştüğünü hatırlattı. Sözde bilim adamlarının bu iddiaları ispatlamasını isteyen Aktaş, "Geçmişte Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde Türk öğrencilere yapılan benzer uygulamalara tepki veren ve ilgili uluslararası kuruluşlara başvuran hakperest ve adil ülkem, yakındığın bir durumu bize reva görmek insanlığa sığar mı?" diye konuştu.
Aktaş, halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiklerinden bu yalan ve yanlış bilgileri okul kitaplarına yerleştiren sorumlular hakkında Cumhuriyet savcılarının harekete geçmesini beklediklerini kaydetti. Aktaş, "Biz Süryaniler olarak gerek Kürtler gerek Araplar gerek Rumlar, Ermeniler ve Aleviler gerekse toplumun diğer bileşenleri ile ilgili ders kitaplarında yer alan tüm negatif bilgiler ders kitaplarından çıkarılıp ilgili ders kitapları toplatılana kadar, başta Süryaniler olmak üzere Türkiye’deki tüm duyarlı çevreleri çocuklarını okula göndermemeye davet ediyoruz" dedi.
Milliyet.com.tr /
St. Maria & St. Shmuni-Gemeinde - Bischöfe zur feierlichen Kirchweihe in Sinstorf
Der Pfarrer und die Bischöfe bei der Einweihung der Syrisch-Orthodoxen Kirche in Sinstorf / Foto: Jochen Gipp
04.10.2011, 07:55 Uhr Jochen Gipp
Syrisch-Orthodoxe St. Maria & St. Shmuni-Gemeinde eröffnete am Wochenende mit einer feierlichen Zeremonie ihr Gotteshaus in Sinstorf.
Sinstorf. Mit einer feierlichen Zeremonie ist die neue Syrisch-Orthodoxe Kirche St. Maria & St. Shmuni (Simona), Winsener Straße 187, von mehreren Bischöfen der urchristlichen, aramäischen Glaubensgemeinde am Wochenende eingeweiht worden. Auch Jesus sprach aramäisch, ähnlich der hebräischen Sprache.
Erzbischof Dr. Julius Johannes Aydin (Deutschland), Severinus Saume (Belgien/Frankreich), Polykarpus Augin Aydin (Holland), Clemens Augin Kaplan (Amerika), Philoxenus Matthias Nais (Damaskus/Syrien) assistiert von Pastor Demir Semun aus Paderborn durchtrennten mit Scheren, als Zeichen der Eröffnung, eine rote Schleife am Zugang von Kirchensaal und Altar.
Alle gut 450 Mitglieder der Syrisch-Orthodoxen Kirchengemeinde im Bezirk Harburg, Vertreter anderer Kirchen und auch Politiker aus der Harburger Bezirksversammlung sowie Vertreter der Bezirksverwaltung nahmen an den Einweihungsfeierlichkeiten und am Gottesdienst teil. Die aus etwa 40 Familien bestehende Syrisch-Orthodoxe Gemeinde in Harburg hatte in den Vorjahren für ihre Gottesdienste die Räume der katholischen Harburger St. Maria Kirche am Museumsplatz nutzen können. Aber die Doppelnutzung der Kirche war für beide Seiten als Dauerzustand nicht geeignet.
Vor fünf Jahren übernahm die Gemeinde ein ehemaliges Fitness-Center mit etwa 1000 Quadratmeter Nutzfläche an der Winsener Straße in Sinstorf, um sich den Traum von der eigenen Kirche zu erfüllen. Pfarrer Moses Dogan, der Kirchenrat und alle Mitglieder der Gemeinde zogen dabei an einem Strang, sammelten Geldspenden und steckten seit 2007 fast jede Minute ihrer Freizeit in das Vorhaben. Manch einer griff dabei zur Maurerkelle und legte selbst Hand mit an, um Kosten zu sparen. Etwa 1,2 Millionen Euro waren an Spenden gesammelt worden.
Aziz Acan, erster Kirchenratsvorsitzender, war sogar in die alte aramäische Heimat vieler der Gemeindemitglieder, in die Ost-Türkei, gereist und hatte dort in den Steinbrüchen des Tur Abdin Gebirges nach geeignetem Basalt für den Altar, die Brüstungen und die Ornamente für die Innenausstattung der Kirche gesucht. Und er hatte dort auch Steinmetze gefunden, die alle Steine wunschgemäß liefern konnten.
Das fertige Baumaterial wurde dann per Schiff nach Hamburg transportiert, darunter auch Marmorfliesen aus Indien. Aziz Acan, von Beruf Schlosser auf der Sietas-Werft, war wie viele seiner Glaubensbrüder nach Feierabend fast täglich auf der Baustelle - gut vier Jahre lang. Zwei ältere Gemeindemitglieder, 60 und 80 Jahre alt, kannten noch die Technik, wie Ornamente in den Heimatkirchen zusammengefügt worden waren.
Umso größer die Freude, dass die Kirche jetzt eingeweiht ist und für alle Feiern genutzt werden kann. Der mit roten Vorhängen und Ikonen der vier Evangelisten Matthäus, Markus, Lukas und Johannes bestückte Altarbereich des Gotteshauses wird als königliches Tor bezeichnet. Rechts eine Pagode mit dem Taufbecken, links eine Pagode mit Beichtraum. Der Kirchensaal mit dem Altar ist nach Osten ausgerichtet
Der Haupt-Gottesdienst ist sonntags. Da ist dann die ganze Gemeinde für mindestens drei Stunden versammelt. Auch sonnabends ist Gottesdienst. Dann kommen aber meistens Ältere, die nicht mehr zur Arbeit müssen. Der Kirchenbesuch ist bei der Aramäern erkennbar keine Pflichtveranstaltung. Ihr Glaube ist Lebensinhalt und mit Fröhlichkeit verbunden
abendblatt.de
Montag, 3. Oktober 2011
Textbook includes provocative language against Syriacs
03 October 2011, Monday / TODAY'S ZAMAN, İSTANBUL
Civil society groups in the southeastern province of Mardin criticized the representation of Syriacs in the high school history textbook prepared by the Ministry of Education for the 2011-2012 school year, stating that it contained language that could provoke Turkish youths against Syriacs in a written statement on Sunday.
“What is important here is that young students are being misguided by the discourse against minorities and differences in Turkey. The minds of the youths have been injected with the idea that Syriacs are a potential danger to the existence of the state. The statements in the books are a sign of hatred and this is a hate crime. A course textbook should give objective information rather than subjective and ideological statements,” the statement noted, addressing the textbook's problematic approach to Syriacs.
The textbook frames World War I as a breaking point in which Syriacs betrayed and stabbed the country in the back by cooperating with the great powers, including Russia. In addition, the migration of Syriacs to European countries in recent decades is portrayed in a negative way. "Syriacs chose to live in Europe to benefit from the welfare and prosperity there, only to become instruments used to achieve European political goals. Their relations with Turkey have been manipulated for the benefit of Western interests," the textbook reads.
It was prepared by the Ministry of Education for 2011-2012 include anti-Syriac statements, disappointing Syriacs at a time when Turkey has been renewing relations with its minorities by eliminating unfair treatment in all sectors of social and economic life.
Fourteen civil society groups lined with the Syriac Archbishop in Mardin stated that Syriacs have a Christian culture and are representatives of the Mesopotamian cultural heritage in southeastern Turkey, the Anatolia news agency reported on Sunday. The state's approach was harshly criticized in the statement.
“We believe that all segments of society in the Republic of Turkey must be represented in the cultural scene with the preserved cultural elements of those segments. We think that homogenization of the society must be abandoned by eliminating discriminative and assimilative discourse and policies against differences,” the statement noted.
The civil society groups demanded that the textbook be removed from the curriculum immediately, saying that if the state really wants to introduce its Syriac people, it should present their language and traditions and that this should be done with the guidance of the Syriacs themselves.
The Syriacs are a minority who belong to the Syriac Orthodox Church and predominantly live in southeastern Anatolia. Due to political pressure, Syriacs, like other minorities, faced serious problems during the republican era. Only 15,000 are left in Turkey, as many have migrated to Europe.
todayszaman.com
Civil society groups in the southeastern province of Mardin criticized the representation of Syriacs in the high school history textbook prepared by the Ministry of Education for the 2011-2012 school year, stating that it contained language that could provoke Turkish youths against Syriacs in a written statement on Sunday.
“What is important here is that young students are being misguided by the discourse against minorities and differences in Turkey. The minds of the youths have been injected with the idea that Syriacs are a potential danger to the existence of the state. The statements in the books are a sign of hatred and this is a hate crime. A course textbook should give objective information rather than subjective and ideological statements,” the statement noted, addressing the textbook's problematic approach to Syriacs.
The textbook frames World War I as a breaking point in which Syriacs betrayed and stabbed the country in the back by cooperating with the great powers, including Russia. In addition, the migration of Syriacs to European countries in recent decades is portrayed in a negative way. "Syriacs chose to live in Europe to benefit from the welfare and prosperity there, only to become instruments used to achieve European political goals. Their relations with Turkey have been manipulated for the benefit of Western interests," the textbook reads.
It was prepared by the Ministry of Education for 2011-2012 include anti-Syriac statements, disappointing Syriacs at a time when Turkey has been renewing relations with its minorities by eliminating unfair treatment in all sectors of social and economic life.
Fourteen civil society groups lined with the Syriac Archbishop in Mardin stated that Syriacs have a Christian culture and are representatives of the Mesopotamian cultural heritage in southeastern Turkey, the Anatolia news agency reported on Sunday. The state's approach was harshly criticized in the statement.
“We believe that all segments of society in the Republic of Turkey must be represented in the cultural scene with the preserved cultural elements of those segments. We think that homogenization of the society must be abandoned by eliminating discriminative and assimilative discourse and policies against differences,” the statement noted.
The civil society groups demanded that the textbook be removed from the curriculum immediately, saying that if the state really wants to introduce its Syriac people, it should present their language and traditions and that this should be done with the guidance of the Syriacs themselves.
The Syriacs are a minority who belong to the Syriac Orthodox Church and predominantly live in southeastern Anatolia. Due to political pressure, Syriacs, like other minorities, faced serious problems during the republican era. Only 15,000 are left in Turkey, as many have migrated to Europe.
todayszaman.com
Fernsehen: NDR: Eine Kirche für die Aramäer
Hamburg Journal: Regionale Nachrichten, aktuelle Themen
http://www.ndr.de/flash/mediathek/mediathek.html?media=hamj13849
Sonntag, 02. Oktober 2011, 19:30 bis 20:00 Uhr [VPS 19:30]
Einweihung der Syrisch-Orthodoxen Kirche St. Maria & St. Shmuni
Ein ehemaliges Fitnessstudio haben die Mitglieder der Syrisch-Orthodoxen Gemeinde in jahrelanger Arbeit zu einer Kirche umgebaut. Aus ihrer türkischen Heimat haben sie für den Innenausbau sogar extra Steine für den Innenausbau exportiert. Die aramäischen Christen werden in der Türkei in ihrer Religionsausübung stark behindert. Viele Aramäer flohen daher in den 80er Jahren nach Deutschland. Zu der Einweihung am Sonntag kommt der Erzbischof der Syrisch-Orthodoxen Kirche. Über 1.000 Gläubige werden erwartet.
http://www.ndr.de/fernsehen/epg/epg1157_sid-1035586.html
http://www.ndr.de/flash/mediathek/mediathek.html?media=hamj13849
Sonntag, 02. Oktober 2011, 19:30 bis 20:00 Uhr [VPS 19:30]
Einweihung der Syrisch-Orthodoxen Kirche St. Maria & St. Shmuni
Ein ehemaliges Fitnessstudio haben die Mitglieder der Syrisch-Orthodoxen Gemeinde in jahrelanger Arbeit zu einer Kirche umgebaut. Aus ihrer türkischen Heimat haben sie für den Innenausbau sogar extra Steine für den Innenausbau exportiert. Die aramäischen Christen werden in der Türkei in ihrer Religionsausübung stark behindert. Viele Aramäer flohen daher in den 80er Jahren nach Deutschland. Zu der Einweihung am Sonntag kommt der Erzbischof der Syrisch-Orthodoxen Kirche. Über 1.000 Gläubige werden erwartet.
http://www.ndr.de/fernsehen/epg/epg1157_sid-1035586.html
Abonnieren
Kommentare (Atom)