Montag, 10. Dezember 2012

5500 yıl (Süryanice) konuşuldu, artık yok oluyor

Beyoğlu Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı Başkanı Sait Susin'den çarpıcı bir 'anadil' örneği: Vakıf başkanı benim ama Süryanice bilmiyorum.

5500 yıl konuşuldu, artık yok oluyor
Haber: AYÇA ÖRER /   10/12/2012

Anadolu’nun kadim halkı Süryaniler memleketleri Mardin’den 1950’den itibaren kitlesel göçlerle ayrıldı. 50’lere kadar İstanbul ’da 60-70 hane olan nüfus, bir anda 15 binlere indi. Yaşadıkları göçle beraber kültürlerinin önemli bir kısmını gerilerinde bırakan Süryaniler, şimdi de 5500 yıllık tarihiyle dünyanın en eski dillerinden biri olan Süryaniceyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Beyoğlu Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı Başkanı Sait Susin, “Sadece anaokullarında çocuklarımıza Süryanice öğretmemize izin verilsin” diyor. Bu istek ‘azınlık olmadıkları’ için askıda.

Süryanilerin Anadolu’daki tarihi milattan önceye mi dayanıyor?
Kudüs ana kilisesinden kurulan ilk kilise Antakya Kilisesi’dir. Ondan sonra İskenderiye Kilisesi kurulur. Ondan çok kısa bir süre sonra Antakya Kilisesi Süryani Kilisesi adını aldı. 2000 yıl içinde bu kiliseden birçok ayrılmalar oldu ama 1932 yılına kadar Patriklik merkezi hep Türkiye ’deydi. Diyarbakır, Malatya ve en son Mardin. Şu anda Şam’a geçti patriklik. Şu anda Türkiye’de Süryani nüfusu çok azaldı, 25 binlere kadar düştü. Cumhuriyet’ten sonra Süryani nüfusunun yüzde 10’u bile kalmadı. O kadar az nüfusla patrikliğin Türkiye’ye gelmesi artık zaten mümkün değil. Aramiler Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra putperest Aramilerden ayrılmak için Süryani ismini aldılar. 3500 yıllık bir tarihimiz var. Süryanice kadim bir dil. 5500 yıllık bir dil, okul açamadığımız için unutulmaya yüz tuttu.

Göçler ve çatışmalı süreçten çok etkilendiniz. Yeni gelen nesil dilini nasıl devrediyor?
Ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Özellikle Midyat köylerinde yaşayan Süryaniler dillerini kiliselerde, evlerde öğreniyordu. Her geçen gün Süryanice bilen insan sayısı azalıyor. Artık Süryani Ortadoksların yüzde 80-85’i İstanbul’da yaşıyor. İstanbul’da tek vakfımız var Beyoğlu Süryani Kadim Meryemana Kilisesi Vakfı. Ben vakfın başkanı olarak maalesef Süryanice bilmiyorum. Bunu çarpıcı bir örnek olarak söylüyorum. 


Biz Mardin’de Arapça konuşuyorduk.
İstanbul’da on binlerle ifade edilen bir nüfustan bahsediyorsunuz, tek kilise yetiyor mu?
Son göçler Türkiye’deki nüfusu bir hayli azalttı. Özellikle 50’lerden sonra Süryaniler dünyanın her tarafına büyük göçler gerçekleştirdi, gittikleri her yere kiliselerini kurdular. Sadece Almanya’da 63 kilise kuruldu. Almanya’da 70 bin Süryani var. Güney Amerika dahil her yerde kilisemiz var. Bir tek istisna var, İstanbul. Burada yedi kardeş kiliseyi kullanıyoruz, hiçbiri bizim değil. Ritüellerimiz, ayin zamanlarımız farklı. Bizim ayinlerimiz uzundur. Süryanilerin İstanbul’da gayrimenkulleri yok; vakfımızın geliri de yok. Bir kilise alanı talebimiz var. Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Yeşilköy civarında inşallah kilisemizi yapacağız.
Anaokulu talebiniz reddedildi… Lozan’ın ardından yapılan yorum hatasıyla azınlık sayılmadık. Lozan Antlaşması ‘gayrimüslim ekaliyetler’ der. Biz de bu ekaliyetlere giriyoruz. Lozan’da “Azınlıklar okul kurabilir, eğitim yapabilir” diye yazar. Ancak yönetmeliklerde bu hak Ermeni, Rum ve Musevilere tanınıyor. 6 Haziran’da Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiğimiz bir dosya var. Milli Eğitim müfredatına ek olarak ayrıca Süryanice öğretecek bir anaokulu istedik. Bize gelen cevapta “Süryani topluluğuna mensup vatandaşlarımız, Lozan Barış Antlaşması’nda azınlıklar arasında sayılmayıp asli unsur olarak kabul edildiğinden” denilerek, Süryanice ders verilmesinin mümkün olmadığı belirtiliyor. Azınlık değilsek muvazzaf subay da olalım, hayır, ona izin yok. Peki ben azınlık değilsem, neden cemaat vakfı listesinde vakıflarımız var? Dergi çıkarıyoruz, azınlık masasına bilgi veriyoruz.

Süryanilerin Türkiye’ye dönmeye başladığı haberleri çıkmıştı. Geri dönüş yaşanıyor mu?
50’lerden sonra giden nesil hâlâ buranın hasretini çekiyor. Hali vakti iyi olanlar dönüp köylerinde evler yapıyor ama toplam dönen 17-18 aile. Bizim buradan başka rahat edebileceğimiz başka bir yer yok çünkü. Hiç tartışmasız iki konu var, ikisinde de yol alamıyoruz. Birincisi azınlık haklarından yararlanmamız gerekiyor. İkincisi tarih kitaplarının düzeltilmesi.

Tarih kitabında Süryanileri üzen itham
İstanbul’da Süryani çocukların eğitimi nasıl sağlanıyor?
Süryani çocukları Türk okullarına gidiyor. Çocuklarımız için başka bir uygulama da istemiyoruz. Yine Milli Eğitim’e bağlı, Süryanice öğreten okullar istiyoruz. Burada bir sorun daha var; 10. sınıf tarih kitapları maalesef Süryanileri vatana ihanetle suçluyor. “Süryanilerin bir kısmı I. Dünya Savaşı’nda Rusları destekleyerek taraf olmuşlardır” ifadesi yer alıyor. Biz bunu Milli Eğitim Bakanlığı’na bildirdik. Düzeltme yapılacağı söylendi. Bu yılki kitapta yine aynı sıkıntı var. Bizim çocuklarımız da bu kitaplarla eğitim görüyor. Bir Süryani çocuk yanında bir Türk arkadaşıyla bu satırları okuyor. Genç dimağlarda ‘hain’ algısı yaratıyor. Bizim tek amacımız var, kilisemizin yaşaması. Buna rağmen böyle damgalanmış olmak bizi çok rahatsız ediyor. Anaokulları için mahkemeye gideceğiz. Ankara ’dan olumlu sonuç gelir mi diye bekledik. Maalesef sonuç gelmeyince yasal yolları kaybetmemek için mahkemeye gittik.

radikal.com.tr

Patriarch der syrisch-orthodoxen Kirche (inthronisiert) in Warburg neuen Bischof für Deutschland

Warburg, 10.12.2012

Glaubensimpulse in die Welt senden

VON BURKHARD BATTRAN

Warburg. Es war ein großer Tag für die syrisch-orthodoxe Kirche weltweit, ein größerer Tag für die syrisch-orthodoxe Kirche in Deutschland und ein noch größerer Tag für die Warburger syrisch-orthodoxe Gemeinschaft.

Im Kloster St. Jakob von Sarug in Warburg ist gestern in einer feierliche Festzeremonie Bischof Philoxinos Mathias Nayis (37) zum neuen Metropolit und Patriarchalvikar von Deutschland ernannt worden. Dazu 
war nach zwölf Jahren zum zweiten Mal das Oberhaupt der syrisch-orthodoxen Kirche, der Patriarch von Antiochien und dem ganzen Osten, Ignatius Zakka I. (79) nach Warburg gekommen.



Im Jahr 2000 hatte der Patriarch das ehemaliger Warburger Dominikanerkloster zum Hauptsitz der syrisch-orthodoxen Kirche in Deutschland ernannt. Der bisherige Patriarchalvikar, Bischof Julius Hanna Aydin (65), wird künftig von Delmenhorst aus Aufgaben im ökumenischen Dienst übernehmen. An der Festmesse in der prall gefüllten Klosterkirche nahmen rund 400 geladene Gäste teil. Es waren Delegationen aus allen europäischen Diözesen anwesend. "Für uns ist das heute eine ganz besondere Ehre dabei zu sein, denn Mathias Nayis stammt schließlich aus Schweden", sagte der schwedische Diözesanrat Anter Anter (60) aus Stockholm.

Hauptsitz der syrisch-orthodoxen Kirche ist Damaskus. Wegen des Bürgerkrieges und der unsicheren Situation für Christen in dem Land, war Patriarch Ignatius Zakka I. bereits ins Exil nach Beirut im Libanon gewechselt. Von dort ist der Patriarch über Hannover nach Warburg gekommen, um Philoxinos Mathias Nayis als neuen Patriachalvikar zu weihen. Es war gestern eine äußerst strapaziöse Reise für den greisen Patriarchen. Nayis’ Vorgänger, Bischof Julius Hanna Aydin, war 2007 in Damaskus geweiht worden. Der neue Patriachalvikar ist mit seinen 37 Jahren ein junger Bischof. Die Eltern stammen aus der Region dem Südosten der Türkei. Nayis ist in Schweden geboren und hat später in Damaskus studiert. Zuletzt war Nayis der persönliche Sekretär des syrisch-orthodoxen Patriarchen. An den neuen Bischof von Deutschland richten sich viele Hoffnungen. "Wir wünschen uns mehr Einheit in unserer Kirche", sagt Züber Aslan (41) aus Harsewinkel. Ein Ziel von Nayis ist, im Warburger Kloster wieder eine Priesterausbildung zu installieren, damit von Warburg aus neue Glaubensimpulse in die ganze Welt gesendet werden können.

nw-news.de

Anmerkung:  das war keine Weihe, keine Bischofsweihe, sondern die Inthornisation, also Amtseinführung. (Gabriel Rabo).

Sonntag, 9. Dezember 2012

Neuer Bischof (in Warburg) tritt sein Amt an


Warburg
Neuer Bischof tritt sein Amt an
Syrisch-orthodoxes Kirchenoberhaupt kommt zum Einführungsgottesdienst
Das Oberhaupt der syrisch-orthodoxen Kirche, Patriarch Ignatius Zakka I. Iwas (79, links), hat am Sonntag den neuen Bischof für Deutschland, Philoxinos Mathias Nayis, in sein Amt eingeführt.
Sonntag, 09. Dezember 2012
 
- 13:07 Uhr
Warburg (WB/thö). Die etwa 90 000 syrisch-orthodoxen Christen in Deutschland haben einen neuen Bischof. Mor Philoxinos Mathias Nayis ist gestern Vormittag in einem mehr als zweistündigen Gottesdienst in sein neues Amt eingeführt worden. Dienstsitz ist das Kloster St. Jacob von Sarug in Warburg. 
Das Oberhaupt der syrisch-orthodoxen Kirche, Patriarch Ignatius Zakka I. Iwas (79), war eigens aus dem Libanon nach Warburg gekommen, um die Messfeier zu leiten. Der neue deutsche Bischof gilt als enger Vertrauter des Patriarchen, war bislang sein persönlicher Sekretär. Nayis ist 37 Jahre alt, die Bischofsweihe erhielt er bereits vor sechs Jahren. Seine Eltern stammen aus der Region Tur Abdin im Südosten der Türkei. Geboren ist er in Schweden, aufgewachsen in Damaskus wo er auch studierte. In Warburg soll er ein Priesterseminar aufbauen. An der Messfeier in Warburg nahmen 1500 Gläubige teil. Für diejenigen, die nicht in die Kirche passten, war im Klostergarten ein Zelt aufgebaut worden.
westfalen-blatt.de

Neuer Erzbischof der Syrisch-Orthodoxen Kirche eingeführt

9.12.2012

Einführung in der Sprache Jesu

Der neue Erzbischof der Syrisch-Orthodoxen Kirche für Deutschland, Philoxinos Mathias Nayis, ist am Sonntag in sein neues Amt eingeführt worden. Die Einführung in Warburg im Kreis Höxter übernahm das Oberhaupt der Syrisch-Orthodoxen Kirche, Patriarch Mor Ignatius Zakka I., in einem Gottesdienst in aramäischer Sprache.
Der bisherige Amtsinhaber Erzbischof Mor Julius Hanna Aydin wechselt von dem Warburger Kloster St. Jacob von Sarug nach Delmenhorst in Niedersachsen. Der 65-Jährige Bischof erhalte neue Aufgaben, hieß es. 

Zuletzt am Patriarchalsitz in Damaskus tätig 
Der 37-jährige Nayis war zuletzt persönlicher Sekretär des syrisch-orthodoxen Patriarchen, der wegen der Unruhen in Syrien seinen Patriarchalsitz in Damaskus aufgegeben hat und derzeit in Beirut im Libanon lebt. Nayis wurde in Schweden geboren und wuchs in Damaskus auf, wo er auch studierte. 

Amtsvorgänger Aydin begrüßte Nayis und wünschte ihm eine segensreiche Arbeit bei der Leitung der deutschen Diözese. Zugleich kündigte er an, dass die beiden Erzbischöfe Veranstaltungen von herausragender Bedeutung gemeinsam wahrnehmen würden. Aydin soll künftig von Delmenhorst aus für politische und ökumenische Kontakte der Kirche zuständig sein. 

Die Syrisch-Orthodoxe Kirche, in der bis heute Aramäisch - die Sprache Jesu - gesprochen wird, zählt zu den ältesten Kirchen weltweit. Kirchenoberhaupt ist Mor Ignatius Zakka I. Iwas. In Deutschland zählt die Kirche nach eigenen Angaben schätzungsweise 90.000 Gläubige in rund 60 Gemeinden. Ihr Sitz ist das Kloster St. Jakob von Sarug in Warburg. 
( epd )
domradio.de

Mittwoch, 5. Dezember 2012

Oberhaupt der syrisch-orthodoxen Kirche wird in Warburg neuen Bischof der deutschen Diözese einführen

05.12.2012
Warburg
Seine Heiligkeit besucht das Kloster
Oberhaupt der syrisch-orthodoxen Kirche wird in Warburg neuen Bischof der deutschen Diözese einführen

Aus Damaskus | FOTO: PRI

Warburg (scho). Erzbischof Mor Julius Hanna Aydin wird das Warburger Kloster St. Jacob von Sarug verlassen. Denn der Warburger Bischofssitz der Syrisch-Orthodoxen Kirche in Deutschland wird neu besetzt. Der Oberhirte der Kirche von Antiochien, Patriarch Ignatius Zakka I. Iwas, hat Bischof Philoxinos Mathias Nayis als Metropolit und Patriarchalvikar von Deutschland eingesetzt. Bereits am Sonntag wird der geistliche Würdenträger in der Warburger Klosterkirche in sein neues Amt eingeführt – vom Patriarchen persönlich.

Zwei Bischöfe in einem Kloster, das sei nicht gut, bemerkt Erzbischof Julius, der seit 30 Jahren in Deutschland wirkt, am Telefon. Der 65-Jährige wird ins münsterländische Delmenhorst ziehen. Von dort aus werde er sich um die vielfältigen politischen und ökumenischen Beziehungen seiner Kirche in der Bundesrepublik kümmern, erklärt er. Eine Art Nuntiatur. Diese Aufgabe habe ihm der Patriarch übertragen. Bischof Philoxinos Mathias Nayis obliege die Seelsorge. 56 syrisch-orthodoxe Gemeinden gibt es in Deutschland mit rund 80.000 Gläubigen.


Ein gescheiter Mann, sagt Bischof Julius. "Mit einem ruhigen und besonnenen Charakter." Den neuen Bischof für Deutschland kenne er ganz gut. "Ich war häufig mit ihm in Damaskus zusammen", denkt er zurück. Bischof Julius wird am Sonntag zur Einführung auch einige Worte sprechen. Seine Hoffnung: Nayis liege der Unterricht sehr am Herzen. "Er möchte im Warburger Kloster vielleicht wieder eine Schule etablieren", sagt er. Wenn er genügend Schüler um sich sammeln könne.

Nayis ist mit seinen 37 Jahren ein junger Bischof. Die Eltern stammen aus der Region Tur Abdin im Südosten der Türkei. Geboren in Schweden, aufgewachsen und studiert in Damaskus. Zuletzt war er der persönliche Sekretär des syrisch-orthodoxen Patriarchen, der wegen der bewaffneten Unruhen in Syrien seinen Patriachalsitz in Damaskus aufgab und seit einigen Monaten in Beirut im Libanon lebt.

Die unüberschaubare Situation in Syrien wirkt bis in die deutschen syrisch-orthodoxen Gemeinden hinein. "Die Planungen des Patriarchen haben uns schon überrascht", sagt Isa Celik vom Diözesanrat. Äußerst kurzfristig habe der Oberhirte entschieden und das Gremium informiert.

Der Patriarch kommt am Sonntag mit mehreren Bischöfen aus der Türkei, Skandinavien, Holland, Belgien, dem Libanon und Syrien ins beschauliche Warburg. Die Einführung des neuen Bischofs, "ein besonderes Ereignis", sagt Celik. Heute treffen sich die Kirchenvertreter mit Vertretern des Warburger Ordnungsamtes und Polizei. Sicherheitsfragen sollen geklärt werden.

Erzbischof Julius wird viel unterwegs sein. "Von Bayern bis Hamburg und weiter nach Berlin", sagt er. Viele Menschen aus Syrien und dem Irak suchen aktuell in Deutschland Schutz. "Sie machen mir große Sorge."
nw-news.de

Dallas Museum Volunteers to Return [Syriac] Mosaic (194 AD) to Turkey

The mosaic is to be returned to Turkey. 
Dallas Museum of Art The mosaic is to be returned to Turkey.

The Syriac Text, name of the artist: in Estrangelo dated 194 AD
(bar soghed rosufo da-rsaf) ܒܪ ܣܓܕ ܪܨܘܦܐ ܕܪܨܦ
 
The Dallas Museum of Art voluntarily returned an ancient marble mosaic in its collection to Turkey on Monday, after determining that the work — which dates from A.D. 194 and shows Orpheus taming animals with his lyre — was probably stolen years ago from a Turkish archaeological site.
The decision, part of a new plan by the museum to court exchange agreements with foreign institutions more actively, comes at a time when the Turkish government has become more aggressive in seeking antiquities it believes were looted from its soil. In recent months it has pressed the Metropolitan Museum of Art and several other museums around the world to return objects and, to increase its leverage, it has refused loan requests to some.
The Met says that the objects sought by Turkey were legally acquired in the European antiquities market in the 1960s before being donated to the museum in 1989.
Other museums have accused Turkey of undue intimidation. Last year the Pergamon Museum in Berlin returned a 3,000-year-old sphinx, which Turkey said had been taken to Germany for restoration in 1917. But German officials say Turkey has continued to deny loans of objects for exhibitions because of claims to other objects in the Pergamon collection.
The Dallas mosaic, bought at auction at Christie’s in 1999 for $85,000, is thought to have once decorated the floor of a Roman building near Edessa, in what is now the area around the city of Sanliurfa in southeastern Turkey. Edessa developed alliances with Rome from the time of Pompey and was sacked under the rule of the emperor Trajan.
Maxwell L. Anderson, the director of the museum in Dallas, said that when he took over at the beginning of 2012, he asked antiquities curators to identify objects that might have provenance problems.
“What I didn’t want to happen here was a succession of slow-motion claims coming at us,” he said in an interview. As part of the review, the museum has also transferred legal ownership of several objects to Italy, including a pair of Etruscan shields and three kraters, or earthenware vessels used to mix wine and water.
Turkish officials had been searching for the Orpheus mosaic for some time, Mr. Anderson said. “For whatever reason, they hadn’t found their way to the Christie’s catalog or to us,” he said.
When the museum contacted Turkey earlier this year to say that it had doubts about the mosaic, whose existence seems not to have been cited in publications before its inclusion in the Christie’s catalog, Turkish officials provided photographs of a looted site near Edessa whose physical characteristics closely matched those of the mosaic.
“I saw that, and even as a novice, I said: ‘Done,’ ” Mr. Anderson said.
Cemalettin Aydin, the consul general of Turkey in Houston, who along with other Turkish officials took possession of the mosaic at a ceremony in Dallas on Monday morning, said in prepared remarks that he applauded the museum’s “unwavering ethical stance.” He added that the restitution would lead to an active loan arrangement between Turkey and the Dallas museum. The museum has no Anatolian collection to speak of, and so the hope is that the agreement with Turkey will allow Dallas to organize ambitious exhibitions of work lent from that region.
The return of the mosaic is the first official act of the museum’s new international loan initiative, called DMX, which seeks agreements with foreign museums to share objects and to collaborate on conservation projects, exhibitions and educational programs.
A version of this article appeared in print on 12/04/2012, on page C1 of the NewYork edition with the headline: Dallas Museum Returns Art to Turkey
http://artsbeat.blogs.nytimes.com/

Samstag, 1. Dezember 2012

Süryaniler Mor Afram'ın şiirleri ile sevindi

01/12/2012 15:31

Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk kez Süryanice bir kitabın basımını yaptı. 'Kutsal Ruhun Kavalı' isimli kitabın çevirmeni Mardin Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz, kargodan alarak incelediği kitabı anlattı.

Süryaniler Mor Afram'ın şiirleri ile sevindi 
MARDİN – Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe’den sonra ilk kez Süryanice ‘Kutsal Ruhun Kavalı’ isimli kitabın basımını yaptı. Tercümesini yaptığı kitabı kargodan alarak inceleyen Mardin Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz, Süryanice ve Türkçe basılan kitabın kendileri açısından dönüm noktası olduğunu söyledi.
İki yıl önce ‘Mem-u Zin’ isimli Kürtçe kitabın basımını yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı ilk kez Süryanice kitap çıkardı. Mardin Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz tarafından Türkçe’ye çevrilen ve Süryanice şiirlerden oluşan ’Kutsal Ruhun Kavalı’ isimli iki kitabın basımı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapıldı. Süryani edebiyatının önemli bölümünü kapsadığı belirtilen eserin Süryani Mor Afram’ın şiirlerinden oluştuğu belirtildi. Kitabın çevirisini yapan Kırklar Kilisesi Başpapazı Gabriel Akyüz, şiirlerin Nusaybin’de bulunun Nisibis Akademisi’nde görevli şair, yazar, aziz, öğretmen olan Mor Afram tarafından 4’üncü yüzyılın ortalarında kaleme alındığını, eserlerin günümüze kadar korunduğunu, şiirlerin hepsinin 7 hece ölçüsüyle yazıldığını söyledi.


“SÜRYANİLER’İN YUNUS EMRE ’Sİ”

Kitabın 400 sayfadan oluştuğunu belirten Akyüz, Mor Afram’in hayat hikayesinin de kitapta yer aldığını belirtti. Akyüz şunları söyledi, "Kitabın tanıtımı, TÜYAP’ta Bakan Ertuğrul Günay tarafından yapıldı. İki cilt halinde yayımlanan kitabı ben de ilk defa şimdi görüyorum. Bir kitapta orijinal Süryanicesi var, diğer kitapta Türkçe’ye çevrilen bölümü var. Çok özel bir çalışma oldu. Okunmaya değer, görülmeye değer bir kitap olacak. Okuyucular, Süryani edebiyatının ne kadar zengin, ne kadar eski olduğunu görecekler. Ayrıca şair hakkında da bilgi edinecekler. Yazar, hem aziz, hem şair, hem dil uzmanı, hem de öğretmen. Birçok cümleyi tek bir cümleyle anlatabilen bir zat. Kendisi hem Süryani kilisesinde hem Hıristiyan dünyasında çok önemli bir kişi. Süryani olmasına rağmen bütün Hıristiyanlık dünyasına kendini mal etmiş bir insan. O dönemde yazmış olduğu birçok şiirleri vardır. Mor Afram Süryaniler’in Yunus Emre’si gibidir. Yaklaşık 3 milyon beyit şiiri var. İşte bu şiirleri dönemin Metropoliti Hana Dolabani daha rahipken 1914’lerde değişik kaynaklardan derlemiş, toplamış, bir kitap haline getirmiş. Kitabın içinde 30 tane şiir var. Bazı şiirler çok uzun, bazıları normal. Türkçe çeviri 400 sayfadan oluşuyor."


"BİZİM İÇİN ONUR VERİCİ"

Mardin Kırklar Kilisesi Başpapazı Akyüz, çeviri çalışmasının 1 yıl sürdüğünü ve kitabın basılı hale gelmesinin kendisini çok mutlu ettiğini anlattı. Akyüz, Süryanice’nin İncil’in yazıldığı orijinal dil olduğunu hatırlattı. Türkiye ’de 30 bin, dünyada ise yaklaşık 3 milyon insanın Süryanice konuştuğunu anlatan Akyüz, "Birkaç yıl öncesine kadar Süryanice’den kimse söz etmezken veya öğretilmesi yasak olurken bugün devletin Süryani eseri basması, tercümesi etmesi onur vericidir. Süryaniler’de, halk şiiri son 50 yıla kadar yoktu. Süryaniler, Hıristiyanlığa geçiş yaparken, torunları tekrar putperestlik tuzağına düşmesinler diye Hıristiyanlık öncesi bütün eserlerini yakmışlar. Ayrıca, Süryaniler Hıristiyanlığa geçerken kendilerini tümüyle Hıristiyanlık öğretisine vermişler. Halk şiirinin günah olduğunu düşünerek, dinsel eserlere yoğunlaşmışlar. 21’inci yüzyılın yarısına kadar Süryaniler’de halk şiiri, halk edebiyatı yoktu. Hep dinsel eserler. Kendilerini tümüyle kiliseye adamışlar. Bu konuda, bu alanda sayısız eserler bırakmışlar. Bu eserlerin çoğu günümüze ulaşmış. Farklı ülkelerdeki kütüphanelerde eserlerimiz var."


"SÜRYANİCE SEÇMELİ DERS OLARAK VERİLEBİLİR"

Kürtçe’nin yanında Süryanice’nin de önünün açıldığını belirten Gabriel Akyüz, "Bazı okullarda çoğunluk oluşturduğunda Süryanice’nin de seçmeli ders olması gerekiyor. Bu konuda bize düşen bir görev olursa, yardım etmeye hazırız. Çocuklarımız Türkçe’yi okulda, Süryanice’yi de evde öğreniyorlar. Çocuklara Süryanice’yi tam olarak öğretmek zor. Sadece kilise nezdinde ilahileri öğretiyoruz. Bu da yeterli değil" dedi.


KİTABIN İNGİLİZCESİNİ DE İSTEDİLER

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ilk kez bir Süryanice kitabı basması Mardin’deki Süryaniler’i de sevindirdi. Yörede telkari olarak adlandırılan gümüş işlemeciliği sanatının ustası 65 yaşındaki Suphi Yerlihindi, kitap basımının gecikmiş bir uygulama olsa da kendilerini sevindirdiğini belirterek şöyle dedi, "Bu kitabın basımının devletimizi daha da güçlendirdiğine inanıyorum. Bizleri devletimize karşı biraz daha yakınlaştırdı. Ama kitabın bir eksik yönünü buluyorum. Keşke kitabın İngilizce’si de olsaydı. Bu şekilde dünyadaki bütün ülkelerin temsilciliklerine gönderebilirdik. Ama inşallah kitabın yeni basımında bu da gerçekleşir." (Nezir GÜNEŞ/DHA)
radikal.com.tr